Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- “İsrail bizden özür dilemeli!” gibi nazik bir diplomatik düzeye indirdi.
İsrail’le hiçbir ticari, siyasi, askeri anlaşmayı iptal etmedi. İsrail ekonomisine zarar verecek hiçbir karar almadı. İsrail’i üzecek hiçbir adım atmadı.
İsrail’le “gizli ittifak” devam etti.
Sadece “İsrail özür dilemeli” nezaketi içinde krizi sözümona idare etmeye çalıştı.
Aradan bir yıl geçti.
Bir anda “coştu” bizimkiler.
Bir anda kükremeye başladılar.
“İsrail bize kalleşlik yaptı!” dediler.
“İsrail 9 Türk’ü öldürdü” diye kükrediler.
“Bu bir savaş sebebidir!” diye haykırdılar.
“Akdeniz’de seyrüsefer serbestimiz var!” diye bağırdılar.
Oysa aradan bir yıl geçmişti.
Bir yıl boyunca İsrail ile hiçbir şey olmamış gibi el bebek gül bebek geçinenler, bir anda “öfke ve intikam moduna” girdi.
Cinayetin yeni mi farkına varmışlardı yoksa “işin içinde başka sebepler mi vardı?”
Size bir fıkra anlatayım da kıssadan hisse çıkartın.
Karadenizli Temel ile Yahudi Solomon ortak bir iş kurarlar. Oldukça büyük bir mağaza açarlar ve ticarete başlarlar. Başlangıçta her şey yolundadır ve iyi de para kazanmaktadırlar.
Ama bir gün ilginç bir olay olur.
Temel uzun ve keskin bir bıçakla dükkândan içeri girer ve Solomon’a bağırır:
“Şahadet getir ey kâfir! Seni öldüreceğum.”
Solomon şaşkınlık içinde kaçışır. Temel, elindeki bıçakla onu kovalar. Bir tezgâhın önünde sıkıştırır:
“Seni öldüreceğum ey kâfir!”
Solomon şaşkınlıkla sorar:
“Yahu Temel ne oldu birdenbire? Biz seninle ne güzel dosttuk. Ticaret yapıyorduk. Para kazanıyorduk. Birden bire ne oldu?”
Temel aynı öfke ile:
“Siz Yahudiler Hazreti Zekeriya Peygamberi öldürdünüz.”
Solomon aynı şaşkınlıkla sorar
“İyi de Temel, o olay iki bin yıl evvel oldu.”
Temel hiç istifini bozmaz.
“Olsun, ben bugün öğrendum!”
Varın fıkradan hisseyi siz çıkartın.
Muharrem Bayraktar